31 10 2007

BİR İNSAN YETİŞTİRMEK-1-

 Dünya  nüfusu  şu tarihlerde  yaklaşık  6,5 milyar civarında  yanılmıyorsam …

 Fakat  dünya ilk kurulup da  ilk insanın oluşumundan itibaren  kaç milyar insan  gelip geçti,   onu bilmiyorum…

 

Bu  milyarlarca insanın herbiri ,    bir ana- babadan hasıl oldu …

Veee,  bu milyarlarca  ana- babanın  hangisine  sorulsa   hepsi de ,  çok iyi birer ana-baba   oldukları  iddiasında  bulunurlar  eminim ….

 Kimi  9 ay karnında taşıdığını anlatır,   kimi  yemeyip yedirdiğini anlatır ,  kimi  gösterdiği şefkati  anlata  anlata  bitirmez,    kimi  herşeyin en şahanesini-markasını –güzelini aldığını  anlatır ,  kimisi  en iyi okullara  gönderdiğini anlatır …Kimisi  çocuğuyla  arkadaş gibi olduğuyla  övünür ,  vb.vb.vb..  

 

Yani  herkes  kendi fikrine göre  ,   şahane  bir   bir şekilde  yetiştirmekte ve sevmektedir   çocuğunu ….


Şimdiye kadar   “iyi bir ana-baba  olamadıklarını” , “bu konuda  çok yanlışları olduğunu”  söyleyen  tek  bir  kişiye  raslamadım…Raslayan varsa   bildirsin bana :)

Eşinin   iyi bir  anne ya da baba  olmadığını  ısrarla  anlatana  çok rasladım tabi;  ama  kendini bu konuda  mükemmel  görmeyene  hiç raslamadım …


Düşünmeden edemiyorum ;    Herkes  bu kadar  mükemmel şekilde  ve sevgiyle-özveriyle falan   çocuk yetiştiriyor da ,     milyonlarca   sapık,  tacizci, tecavüzcü;  milyonlarca  hırsız , katil ;   milyonlarca    egoist, yalancı ,  sevgisiz-saygısız,  nankör , çıkarcı , tembel , paragöz   vb.vb.   insan   gökten  zembille  falan mı indiriliyor  dünyaya ??? 

 Ya da  TANRI,    hani öyle  yeryüzünde  farklı  birer  renk (!) olsun diye  ,  daha  ana  rahmindeyken  bazı  çocukların  içine  bir şeytan  yerleştirerek  mi   gönderiyor  dünyaya  bunları ???        Ya da  genlerini  özel  olarak  bozarak falan ???


Ya da  belki  de  özünde  çok kötü  insanlar  olmasalar bile ,   mutsuz- özgüvensiz  vb.  olanlar  var bir de …


Elbetteki  milyonlarca-milyarlarca da   düzgün insan var ,   çok iyi özelliklerde  insanlar var, İnsan gibi  insanlar  var..  Bunları da yetiştiren ana-babalar   var..

 

Ayrıca   elbetteki  hiç kimsenin   tümüyle  mükemmel  olması beklenemez… Yaşam içindeki  hiçbir  “rol”ümüzde   mükemmel  olabilmemiz  çok olası  olmadığı gibi,    ana-babalıkta da  mükemmellik  mümkün  değil elbette…   Birşeyler  illaki  noksan kalacaktır…

Fakat  tüm fark ve tüm mesele   Neyin  ,  Ne derece  noksan kaldığı ….

  

Hepimizin bildiği bir gerçek  var ki,  zaten  zaman  zaman  TV’de  de   izliyoruz : Darülacazelerdeki  hatta   onların  biraz daha  iyisi  olan  “huzurevi”  denen  kurumlarda  yaşayan  yaşlı  insanları   bilhassa  bayram  vakitleri  TV’de bol bol görüyoruz …

Bu insanların çoğu ,    çocuklarının  yıllardır  kendilerini   ziyaret etmediklerini -  hatta  arayıp sormadıklarını  büyük bir hüzünle  , hatta  bazen  ağlayarak anlatırlar …

Emin olun ki,  ben de  çok duygulanıyorum,   izlerken  ağlamışlığım da  çoktur ..

Fakat  şunu da  itiraf etmeliyim ki,   bilhassa  yaşım ilerleyip de  çoook  çeşitli durumlara bizzat   şahit olmaya  başladıkça   şunu da  düşünmeye başladım :     

 Bu insanlar  ,  acaba  çocuklarını yetiştirirken   onların  “hamuruna”   sevgiyi- vicdanı – şefkati-empatiyi”     katmak   adına  “neler” yaptılar ? 

Ya da  bu kadar   sevgisiz- vicdansız  olmaları için  “neler”  yaptılar ??

Nasıl  bir  “rol-model”  oldular  ?    

Hatta  ve hatta   biraz daha da  fazla  bir  “ezberbozanlık”  yaparak  şunu da  düşünebiliriz  :  Belki de bu insanların   en azından  bazılarının  çocukları   belki de  hiç de  öyle sandığımız  gibi   vicdansız yaratıklar değildir…Belli mi olur ?   Ana- babaları  tarafından olmasa bile ,  belki de  kendi kendilerine  bile edindikleri   (pek de  şahane  olmasalar da)   bazı  erdemlere  sahip olabilirler ;  fakat  kendilerini   “biyolojik anlamda”  dünyaya  getirmekten  daha  üst bir fonksiyonları  pek de  taşımayan ,   kendilerine  sevgi – şefkat-ilgi   göstermemiş  ,  ya da  bazı yaptıklarıyla   evlatlarını  cidden  çok kötü  bir hayata  mahkum etmiş  bu  biyolojik ana-babaları   görmek  istemiyor da  olabilirler ..   

  

Bir  ana –baba  eğer  sadece   “biyolojik”  olarak değil de ,   şefkatle -ilgiyle ve bilinçli şekilde  bir  ana-babalık yaptıysa ,   bir çocuğun   ana –babasını  sevmemesi   mümkün değildir…

Fakirlik – cahillik   vb.  gibi şeyler  asla  mazeret değildir,  mutlaka sever …

Mükemel   ana-baba  olmaları  şart değildir ;   cidden çok kötü  olmayan , çok sevgisiz-şefkatsiz olmayan   ana-babaları   evlatlar    biraz olsun  mutlaka severler … 

Belki  az sever ,   belki  hem  kızar-hem sever ;    belki   kendi de   yiyecek  kuru  ekmeği  bile zor bulduğu için   ana-babasını  darülacazede  bile  tutmaya  mecbur kalmıştır ;  bunların hepsi mümkün ..

Fakat  onları  bir  ziyarete  olsun gitmemesi ,  arayıp sormaması  mümkün değildir...

 

Ya da  diyelim ki ,   bir insanın   1  çocuğu  vardır ;  o  da hamuru  bozuk çıkmıştır, veya ruhsal rahatsızlığı falan vardır vb.vb. ,  bu yüzden  ana-babasına  vicdansızca  davranıyordur ….

 Varsayalım ki,   Ana-babanın  çok  hayati  kusurları yoktur ;  iyi- sevecen insanlardır da   çocuk  kötüdür …öyle varsayalım … 

  Fakat  1’den  fazla  çocuğu olup da   hiçbirinden  memnun  olmayanların ,   hatayı  önce     kendilerinde    araması gerekir… 

 

Maalesefki,   çocuklarını sadece  ve sadece  “dünyaya gelmeye vesile oldukları”  için ,   sonrasında da  belki  biraz   karınlarını  doyurdukları için  falan  sevgiyi-saygıyı  hakettiğine  inanan   o kaaddarr  çok   kişi var ki… 
Bunlara  ana-baba  demeye  dilim varmıyor;  Fakat  maalesef ki  “biyolojik” olarak da  olsa  ana-baba sıfatını taşıyorlar işte ….

Bunların  “farkındalık”  düzeyi o denli düşük ki, ve  o derece  “akıl cahili”  insanlar ki,  onları ne değiştirebilirsiniz ,  ne de   bu tür şeyleri izah edebilirsiniz… 


Ana-babalık  elbette  çok  kutsal …Sonsuz derecede kutsal ...Ama hepsi değil…Hatta  bazılarına  "insan" demek  bile zor..  Sadece  kendi  fiziksel  gereksinimleri  dolayısıyla   girdikleri  bir  cinsel ilişki  sonucunda  bir “cenin” oluşturdular diye  o kutsallığı kazanamazlar …. Bu   gerçek  ana-babalara  çok büyük bir  haksızlık olur , hatta  hakaret olur. 

 

Tabi  burda  aslında  sadece  darülacezeye  terkedilenlerden  falan  bahsetmek de hata olur …

Onların dışında da  ,   günlük hayatımızın  çok daha içinde ,   maddi  anlamda bile daha üst düzeyde  olup da  çocukları tarafından  ilgi-sevgi   görmediklerinden ,   pek   aranıp sorulmadıklarından  yakınanlar  çok … Dikkat ediyorum , hiçbiri   kendinde  en küçük bir hata görmüyor …. Hatasız  olanları  ya da  çok az  hatalı olanları   yok mudur ?    Vardır ….Ama hepsi değil…Hatta çoğu değil ....   
    
 

 Nasıl  bir vahşetse,     çocukları tarafından  dövülenleri  bile  tv’den , gazetelerden  öğrenebiliyoruz

Hatta  ve hatta  öldürülenleri  duymaya başladık  fazlaca ….Üstelik sadece  hani  “varoş ya da  cahil  ” denilen  kesimlerde   değil…  Daha  kısa bir süre  önce ,  “Hukuk fakültesinde okuyan kızı tarafından  öldürülen  profesor anne”  haberiyle  çalkalandı ortalık  biliyorsunuz…. 

 Böyle   vahşetleri  aklım  alamıyor gerçekten ….Ama  yine de düşünmeden edemiyorum; 

Bu   “evlatlar ”   dünyaya  içinde  bir şeytanla  mı getirildi  TANRI  tarafından ??

 En azından  o cinnet  anında   içlerine   bir şeytan  girdiği   kesin …Fakat   bu şeytan  sakın   aile  ortamı sayesinde  yerleşmiş   olmasın içlerine  ??? 
Acaba  ,  kendilerini  sevgiyle-şefkatle büyüten , bazı erdemleri  kazandırmak için  çok uğraşmış  ana-babalarını mı  dövüyorlar, öldürüyorlar   yoksa  kendilerine  çocukken  belki de günde 3-5 posta  dayak atarak ,  evden kovarak ,  küfrederek  kendilerine  şiddeti öğreten ana-babalarını mı ?    
Elbetteki  hiçbirşey ,  asla  böyle  birşeye  mazeret olamaz... Ama demek istediğim şey ,  bu canavarlıktaki  evlatları da  birileri yetiştiriyor ...
    


İnsan ,    Çocuklarından  sevgi-saygı-ilgi  beklerken  ,   önce  kendisinin bunları  evladına  ne ölçüde  verebildiğini  sorgulayacak  ….  Çocuğuna  bazı  erdemleri  aktarabilmek adına  nasıl  bir  “rol-model”   teşkil ettiğini   sorgulayacak   ….  Tabi  bol  bol  “öğüt”  vermeyi  kastetmiyorum asla ….

Çocuklar   öğütleri  uygulamazlar ;   gördüklerini –yaşadıklarını  uygularlar.    

 

Tabi  ben  burda   farkındaysanız  ,    kötü  ana-baba  derken   “sevgisizlik”  üzerinde  durdum genelde ….    “Sevgisizlikle”   bile  mukayese  edilemeyecek  kadar      olayları  hiç  anmamaya  çalıştım …  

 Hani  mesela ,  maalesefki  toplumuzda  bile sanılanın çok daha  üstünde bir oranda yer alan  “ensest”  yaklaşımlardan ,  kardeşlerine -kendi öz çocuklarına   torunlarına   sarkıntılık eden sapıklardan ,  hatta  sapık kelimesini bile  yeterli bulmadığım  bu   "insan görünümlü" yaratık türlerinden  ,      ya da  çocuklarını  dilendirenlerden ,  sokaklarda  mendil satmak  ya da  oto camı  silmek  üzere    caddelere  salanlardan ,  doğurup sonra da  çöplüklere falan bırakanlardan ;  
çocuklarını satanlardan ,  kızlarını  evden  kaçtılar diye öldürenlerden,vb.vb.
yani   bu derece  insanlık yoksunu ,    İnsan görünümlü  mahlukattan  bahsetmek  bile   istemiyorum…  Ya da ,   hani nerdeyse  yiyecek ekmekleri bile olmadığı halde , uçkurlarına düşkünlüklerinden dolayı  bilmem kaçıncı  çocuğu dünyaya  getirerek  onları  hem ilgisizliğe hem de  dipsiz  bir sefalete  mahkum eden   “akıl-mantık”   yoksunlarından  da   bahsetmek istemiyorum…. Bunlar  için   “biyolojik”  anlamda  dahi,   ana-baba  sözünü  kullanamıyorum … 

Bunların dünyaya  getirdiği evlatlar  ,  tesadüfen de  olsa  eğer  iyi insanlar  olmuşsa bile ,    böyle  biyolojik ana-babaları  arar mı?  aramalı mı ? 
Bunlar , değil aranıp-sorulmak ,  bence  yaşamaması gereken  yaratıklar...  


 
Dediğim gibi ,  yukardaki  insanlık dışı modellerden  ziyade ,  ben  burda  “sevgi kıtlığından”  bahsettim genelde …Fakat  eminim ki  bu  sevgi mefhumunu da  çok yanlış algılayan  çok kişi var …. Yani kime sorsanız  çocuğunu seviyor …

Hatta  kendi  algılarınca   sevgi selinde (!) yaşattığını  sanıyor  nerdeyse … Fakat   herkesin sevgi anlayışı da  farklı  oluyor sanırım ….

 - Mesela  çocuğunun yanında  sigara- ve  alkol  içen  kişilerin sevgisine  inanmıyorum  .

 Benim sevgi anlayışıma  uymuyor …

 - Çocuğuyla  ilgilenmeyi,   en çok da  dersleriyle - notlarıyla  falan ilgilenmek  sanan ana-babanın sevgisine de  inanmıyorum ….

- Çocuğuyla    neyi- nasıl- ne kadar  konuşacağını  , onu  “dinlemesini”  bilmeyenlerin  sevgisine  inanmıyorum … 

 - Çocuklarının yanında  sürekli   "parasal"  konuşmalar  yaparak  çocuğun muhtelif değer yargılarını  para  üzerine  kuranların da  sevgisine  inanmak güç .
 - Yada   “çocuğum için canımı veriririm”  türünden klişe laflar da  fazla bir şey  ifade  etmiyor benim için … Çocuğunuz için canınızı  vermeyi değil,   onu  gerçek anlamda  mutlu, huzurlu,

 kendiyle  ve çevresiyle  barışık, vicdanlı    bir birey olarak yetiştirmek  için neler  yapmanız gerektiğini   düşünün

 - Çocuğunun yanında  eşiyle ya da  başkalarıyla  kavga edenlerin ,  eşini  çocuğa  şikayet edenlerin, çocuğunun yanında  yalan söyleyenlerin de  sevgisine  inanmıyorum …

 - Çocuklarının  her  arzusunu  emir telakki etmeyi  sevgi sananlara da pek bir hayret ediyorum..

 - Çocuklarının  tüm yaşamını  yönetmeye  çalışanlar da  pek sevecen ana-babalar olamaz elbet.. 

-  “Çocuğumla  arkadaş gibiyiz”  türünden  bir tarzla  hani nerdeyse çocuğuyla el-ense-tokat, askerlik  arkadaşı gibi  olmuş ,  ya da  hani moda  deyimle  kanka olmuş  kişilerin de  sevgisi  bana  pek  sağlıklı gelmiyor …

Vb.vb.     Bu örnekler  o kadar  çok çoğaltılabilir ki….Ve bu tür tutumları sergileyenler ,  bir gün  bunların karşılığını  en uygun (!) şekilde alacaklarından hiç kuşku duymasınlar ..... 

                 - - -   DEVAMI  SONRAKİ SAYFADA - - - -

226
0
0
Yorum Yaz